27 Aralık 2010 Pazartesi

Vi Viş Yu e Meri Kırismis

yılbaşı yaklaşıyor ve ben 24 senelik ahir ömrümün en gergin dönemlerini yaşıyorum.

sosyalleşme yaşına girdiğimden beri hep aynı soru ?

" yılbaşında ne yapıyorsun ??? "

lan kaç kere söyleyeceğim evde oturuyorum işte her yılbaşı.

değişen bir şey yok.

dışarı çıkmayacağım. eğlen diye dayatan faşist zihniyete boyun eğmeyeceğim.

off yine çok isyankarım yeaa tabiyetim kurusun

tombala oynarım, nette takılırım, yılbaşı özel programlarını izlerim, göbek atarım yaparım işte bişiler.

ama evde.

daha sormayın lan.

p.s: evet göbek atarım. türk kızıyım neticede.

23 Aralık 2010 Perşembe

Ayna

" bana kırgın mısın ? "dedi.

istediği cevap belliydi. " evet sana kırgınım çok üzdün beni ! "

oysa değildim. ve işin ilginç tarafı kırgın olması gereken tarafın kendisi olduğunu görememesiydi.

göremedi çünkü kırgındı.

egosu incinmişti belki.

belki onca çabasına değmediğimi gördü. " ulan bu kız için mi uğraştım ? " diye düşünerek kendine kızdı.

göremedi.

kalbi kırılan taraf benmişim gibi yapmak işine geliyordu.

çünkü en büyük rahatlamadır kendini suçlamak o-l-a-m-a-y-a-n ilişkilere sebep ararken.

olmadı çünkü istemedi, olmadı çünkü benden vazgeçti, olmadı çünkü beni sevmedi-leri kabullenmekten daha kolaydır -olmadı çünkü ben hatalıydım- demek.

kendimden biliyorum, senden biliyorum, ondan biliyorum işte...

sonra düşündüm. o'nun da kırılmasına gerek bir durum bulamadım.

biz olsa olsa çokça kızmış olabilirdik birbirimize.

kızdık da.

her şey farklı olabilirdi.

her anlamda.

olmadı.

şarkı çok güzel.

dinlemek istersen sen de başlığa tıklaman yeterli.

19 Aralık 2010 Pazar

Nerdeyiz ?

gerçekten komik diyebilirdim söylediğim söze, ardından deli gibi kahkaha atarken gözyaşlarına boğulmasaydım.

ben ağlamam.

sadece bazen çıkamıyorum işin içinden.

başlığa tık.

16 Aralık 2010 Perşembe

Nedeni yoktu sadece öptüm.

başladığım yere geri dönmüş gibi de değil.

bir yerden başlayamamış gibi...

12 Aralık 2010 Pazar

Ben dalgama bakarım !

bu konuda çeşitli spekülasyonlar var aslında.

bazısı gökkuşağının bittiği noktada altın dolu küpler olduğunu söyler, kimisi periler, prensler ülkesi.

prensler ülkesi de ilgimi çekebilirdi belki ama;

böyle olumlu şeylere inanmamayı tercih ederim.

o sabah 08.00 civarı evden çıktığımda hayatımda ilk defa böyle net bir gökkuşağı gördüm.

o kadar yakındı ki sanki biraz yaklaşsam değebilirdim.

dayanamayıp telefonla uzaktan bir resmini çektim.

caddenin ortasında durmak suretiyle tabi.

o arada bir kaç servis aracı arkama gelip geçmek için korna çalıyorlardı ama ben duymamazlıktan geldim.

abla biraz yana kay da geçelim be dedi biri.

gökkuşağına doğru yaklaşacakmışım güya.

yok yea dedim yiyorsa sen yaklaş.

bir kaç kare daha çekip olay mahallini terkettim.

yukardaki safsatalara elbette inanmıyorum.

benim bildiğim daha net bir gerçek var.

gökkuşağının altından geçenin cinsi dönermiş cinsi.

kadınsan erkek erkeksen kadın olurmuşsun.

allah muhafaza bu yaştan sonra erkeğe dönüşüp ibne olmaya niyetim yok.

siz hala kendinizi kandırın, altın testisi, periler ülkesiymiş götümle gülerim.

tehlikenin farkında mısınız ?

gökkuşaklarını uzaktan sevin !

cinsinizden memnunsanız tabi...


11 Aralık 2010 Cumartesi

Vahşi Kahramanıma Açık Mektubumdur.

bread's diye bir yer var içi çikolatalı nefis kuruvasanlar yapıyor bana habire onlardan al ve ben hayır yiyemem kilo yapıyor dediğim zaman " bebeğim ben seni bu halinle beğeniyorum ye hadi " diye ısrar et.

gel kurtar beni bu hayattan haşin erkeğim.

8 Aralık 2010 Çarşamba

Ümmet-i Kargalara Açık Mektubumdur.

bugün tam ofise girecekken, -kulağımda kulaklık dünyayla iletişimi kesmiş halde tabi- apartmanın önünde ayı gibi bir karga gördüm.

ayy ne pis ne çirkin ne sinsi bir hayvan diye düşünüp meşhur üstüme doğru koşmak suretiyle hayvanı korkutma işini yapacaktım.

tam ayağımı atacakken sivri tırnaklı bir şeyin kafama attığı tokatla kilitlendim.

lan hangi münasebetsiz diye arkamı dönmemle kafamın üstünden uçan 2. bir kargayı görmem aynı ana denk gelir.

o sivri tırnaklı şey karganın ayağı pençesi ya da her ne bok deniyorsa osuymuş. tokat atan şey de karga.

zaten oldum olası kuş efradından götüm uçuklar hepten kısa süreli bir şoka girdim.

neyse ofise çıktım patroniçeme durumu anlattım. şöyle bir duraksadı. ve adeta bir bilge edasıyla anlatmaya başladı.

bu karga denilen hayvanlar 150-200 yıl yaşayan birbirine çok bağlı ve intikamcı bir türmüş. birinden birine bir zarar verirsen başka bir tanesi mutlaka seni bulup intikamını alırmış aq.

derken bir başka arkadaşa anlattım. yine aynı hikayeden bahsetti.

şimdi bu karga benim kankasına reva gördüğüm muameleyi gördü de baştan bir ikaz mı çaktı yoksa daha önceden allah muhafaza bir kargayla husumetimiz oldu da onun intikamının ön izlemesi miydi bu ?

allah'ım bir kargaların hedefi olmadığım kalmıştı o da oldu.

bu savaştan galip çıkamayacağımı hissediyorum.

gözümü falan oymasalar bari.

vesileyle burdan değerli ümmet-i karga dostlarıma seslenmek isterim.

bakın sevgili dostlarım siz de bir zamanlar genç oldunuz, hatırlamıyorum ama gençlik ateşiyle aramızda hoş olmayan şeyler yaşandıysa sizden çok özür dilerim. lütfen benden intikam filan almayın. ben gerçekten gerçekten çok iyi bir insanım. sizi çok seviyorum. bir daha ağzınızdan düşürdüğünüz cevizleri çalıp yemicem, kimseyle karga sesli diye dalga geçmicem, koşup koşup sizi korkutmicam :(  litfen affedin beni hafızlar !

sizi canından çok seven arkadaşınız gönül...

3 Aralık 2010 Cuma

Göster ama elletme

sevgili günlük

annem eve fotoselli sabunluk almış.

elini nah böyle altına tuttunmuydu sabun akıyor.

çok sosyeteyiz.

yine de ben sabah uyku sersemi fotoselli sabunluktan sabun aldıktan sonra elimi ısrarla musluğun altına tutup dakikalarca su gelmesini beklediğimi ( bildiğin açmalı kapamalı musluk ) kimseye anlatmam.