1 Mart 2011 Salı

Mahsusçuktan.

hayalperestlik çocukluktan kalma aslında.

ama bu öyle bir şey değil.

13-14 yaşlarımdan beri çok bariz bir imge.

çocukluğumdan kalan güzel bir hatıra belki.

gözümü kapattığım andan itibaren, hatta kapatmasam bile çok net görebiliyorum.

kelimemiz huzur.

mevsim yaz sonu. güzel bir ağustos belki.

bir sayfiye kasabası.

deniz kenarı.

etraf deniz kokuyor, ara ara yosun. bazen güneş kremi.

insanlar şortlarıyla, terlikleriyle, mayolarıyla geziniyorlar. zira kimse kimseye -ne giymiş-giymemiş- merakıyla bakmıyor burada.

yerler hep biraz kumlu. insanların ayakları da.

evler güzel, yakın yakın.

benimki beyaz.

kocaman bir balkonu, yeşil bir bahçesi var.

hani böyle kısa demir kapılar vardır. üstten kilidini kaldırır iterek girersin.

burda da var. ama hep açık. buyrun dercesine.

balkonda kocaman bir masa. kareli örtüsü ve üstünde bir saksı fesleğeniyle.

köşede minik bir salıncak. şezlonglar. kenara atılmış şemsiyeler.

keyifli bir akşam üstü.

denizden dönmüşüz. herkes sırayla duşunu yapıyor.

üstümüzde tiril tiril elbiseler, terlikler.

erkekler mangal başında, yakmak için uğraşıyorlar.

kadınlar mutfakta, kimi pilav yapıyor, kimi salata.

birileri masayı kuruyor.

yemek kokuları birbirine karıştıkça iştahlanıyor herkes.

etrafta oynayan çocuk sesleri, bizlerin kahkahaları.

balkondan balkona laf atmalar. komşularla karşılıklı ikramlaşmalar.

hava yavaş yavaş kızıla çalıyor, birazdan kararacak.

ışıklar yanıyor. herkes masadaki yerini alıyor.

içkiler doluyor.

çatal bıçak sesleri.

arada kahkahalarla bölünen sohbetler başlıyor.

balkona rüzgar çanı asmışız. hafif bir meltemde çın çın ötüyor o da.

hayat güzel.

o masada sevdiklerim var.

ölümüne de huzurluyuz.

mutluyuz.

yemekten sonra, ee haydi bir sahil yapalım diyoruz. yürüyüş tabi, olur ya oralarda sergiler, gümüşçüler falan. onlara da bakılır.

o kadar çok hayal ettim ki.

eminim birgün olacak.

o masada sevdiklerimle.

sabırla bekliyorum.

o kasabayı, evi, masayı, sevdiklerimi.