21 Kasım 2012 Çarşamba

Unuttum

ha ne diyorduk..

evet hayat çok kısa. tamam.

ne taraftan siktir etmek istersiniz?

"takma kafana" deyince geçen sıkıntı görmedim ben henüz.

şu an ekvator'dayım burası çok sıcak gelmesene.

cebimde sonsuza kadar oynayabileceğimi sandığım misketlerim vardı.

miskete bilye diyenleri de sevmem zaten.

ben öyle hoyrat hoyrat koşarken etrafta. sen misketler dağılmasın mı dört bir yana.

demek sıkı mı tutmak lazımmış. bilememişim ben.

sonra bulmaya çalışmadım. ben hiç bulmaya çalışmadım.

o'nlar benim misketlerimse geri dönmezler miydi?

misketin de doğası bu ileri fırlattın mı geri dönmez ki monşer?

ya tek tek toplayacaksın koltuğun altından, ki o koltuğun altı hep tozlu belki böcekli korkuyorum ben elimi sokmaya!

toplamadım.

ben hiç toplamadım.

ha işte ne diyordum.

ekvator sıcak.

şimdi yeni oyunlar mı bulmak lazım?

bana ordan bir firizbi gönderin, attım mı geri gelir o !

müsait bi zamanda da ağzıma sıçsınlar benim. hiçbir bok olamadım.

sevilmenin bir de yeterincesi var ama.

lütfen bir post-it'e yaz ve görebileceğin bir yere yapıştır.

sen bilmiyorsun kalp yerine bir taş taşıyorum ben.

kimseyi sevemem.

bana bir kere allah belanı versin demiştin ya,

kısmen verdi.

velhasıl

bitti.








O'nun vedası

çok acı çekiyorum. "bunu bilmek hoşuna gider diye düşündüm." dedi.

sevgiler tam olarak ne zaman nefrete dönüşüyor Bay Anderson?

nasıl inanabilirim onca bitişe şahit olmuşken sevgiye.

kalbimizi paralarcasına sevdiğimiz o adamlar/kadınlar günü gelince bir yabancı oluveriyorlar.

ne acı. ne muazzam.

acı çünkü bunun için sevmemiştik.

muazzam çünkü bitmeseydi yola devam edemezdik.

hayır O'nun acı çekiyor olması beni mutlu etmedi.

çünkü acı bile zamanında çekilmeliydi.

uzun bir yolculuk aslında hayat. o zaman boyunca değişik yol arkadaşlarıyla devam ediyoruz yola.

evet belki yol güzergahı aynı, ama neylersin duraklar farklı bazen.

haluk bilginer!i sever misiniz Bay Anderson?

ben bayılırım.

dün akşam dedi ki " İlişkiler bitebilir ama bu her zaman aşk bittiği için değil, bazen
yol bittiği içindir. "

aşkta biter.

bazen hep biter. her şey biter.

ve hatayı yapmış olmak ondan ötürü üzülmemek demek değildir.

uykum geldi.

buna yarın devam edelim Sevgili Bay Anderson.

17 Kasım 2012 Cumartesi

Ölüm.

keşke sevdiklerimizi her türlü acıdan koruma şansımız olsaydı.

güzel oğlum bugün ilk ölüm acısını tattı.

en yakın arkadaşı dünyalar güzeli Öykü'sünü kaybetti.

ilk çaresizliğiyle tanıştı. ilk defa eksildi.

büyük bir çabayla 16 yaşındaki yüzüne yerleştirmeye çalıştığı o ciddi ifade solup gitti.

yeni kalınlaşmış sesiyle hıçkıra hıçkıra ağlarken yine bana "seninle su kaplumbaasıcılık oynayalım mı teyze " diyen 5 yaşındaki küçük çocuktu o.

geçen gün sinemaya gittik beraber. arada mısır almak için salondan çıktı. ara bittiğinde hala salona dönmemişti. yerimde duramadım beklerken. ışıklar karanlıkken nasıl çıkacaktı salonun merdivenlerinden, ya oturduğumuz yeri bulamazsa? ya karanlıkta beni seçemezse, ya ayağı takılırsa? ne zaman salondan içeri girdiğini gördüm, o zaman rahat bir nefes aldım. yetmedi telefonun ışığını açıp dikkatini çekebilmek için herkesi rahatsız etme pahasına sallayıp durdum.
o ise beni hiç takmadan eliyle koymuş gibi buldu yerimizi. ne gereksiz çaba. bebek değil ki artık herif. gören benden büyük sanıyor. benden hayli uzun, bir de cüsseli.

işte böyle üstüne titrerken o'nun acı çektiğini görmek öyle zor ki..

ben o üzülüyor diye kahrolurken, bu gece bir başka evde 16 yaşında gencecik bir kızın yası tutuluyor.

biliyorum bu gece o evde depremler oluyor.

biliyorum bu gece o evde bir anne acıların en büyüğüyle sınanıyor.

her birimiz bu hayatta çeşitli imtihanlardan geçiyoruz.

kimimizinki daha meşakkatli kimimizinki daha kolay.

yine de tek dileğim kimsenin sevdiğinin acısıyla sınanmaması..

sevgili Öykü; adınla müsemma kısacık ömründe başta Kaan olmak üzere hayatına ve kalbine dokunduğun tüm insanlar seni çok özleyecek.
olduğun yerde daimi huzuru bulman dileğiyle..

14 Kasım 2012 Çarşamba

Anneler hep haklıdır :)

"kendini nasıl hissediyorsun" dedi telefonda.

"bilmem idare ediyorum işte" dedim.

"bak, her şey düzelecek biliyorsun" dedi.

gülerek " inşallah " dedim. (görüyorsunuz ya Bay Anderson ben hala gelenekçi tavırlarımdan kurtulamadım)
"gülme" dedi. sesi inanılmaz güvenli geliyordu. sanki benim bilmediğim bir şey biliyor gibi. "her şey düzelecek göreceksin."

inandım. çünkü o anneydi. ve bir konuda garanti veriyorsa o şey olacak demekti.

sonra çok sevdiğim ama her zamanki aptallığımla yeterince vakit ayırmadığım, dolayısıyla son zamanlarda O'na ihtiyaç duysam da neredeyse 2 seneye yakın bir zamandır görüşmediğim için aramaya çekindiğim bir dostumdan mesaj geldi gece.

"seni çok özledim."

ve sonrasında uzun uzun konuştuk.

laf arasında O'na kendimi zaman zaman yalnız hissettiğimden bahsedince söyledikleri aklımı başına getirdi.

"ben hep buradaydım, ne yaptığından haberdardım. doğru zaman geldiğinde yeniden birbirimizi bulacağımızı biliyordum. o zamana kadar bekledim sadece. birbirimize o kadar iyi geleceğiz ki şimdi. bundan sonra seni bir daha kendi haline bırakmayacak kadar olgunlaştım ben hem :)"

ben ahmağın tekiyim Bay Anderson. kimseye sevgimi gösteremiyorum. zaman zaman kendime bile tahammül edemediğim dönemlerde onları ihmal ediyor olmam sevgisizlik değil ama öyle anlaşılıyor.

bana düzelmem için yardımcı olur musunuz acaba bayım?

oradan bakınca biraz dersini almış gibi duruyor muyum?

bundan sonra daha iyi bir dost, daha iyi bir kardeş, daha iyi bir sevgili, daha iyi bir insan olmaya gayret etmeliyim.

ve hayır daha önce çok kötü olduğumu düşünmüyorum.

ve elbette hayır kimse için değil sadece kendim için.

çünkü sevdiklerimi mutlu edemediğimde ben de mutlu olamıyorum.

beni bilirsiniz bay Anderson, önemlı konuların konuşulması değil sevişilmesi taratarıyım hep.

"peki niye bu kadar hırçındın" diye sormayın ama. bazı soruların cevabı yoktur.

Bay Anderson noel zamanı o ökseotunun altında durmayı keser misiniz lütfen! sizinle öpüşmek zorunda kalmak istemiyorum.

ateşe yakın duruyorsunuz. ihtiyar kemiklerinizin ısınmaya ihtiyacı olmalı.

fazla zamanınızın kalmadığını biliyorum.

fazla zamanımız olmadığını biliyorum.

büyükannem Sherly'nin hep dediği gibi, "gerçek sevgi her şeye galip gelecektir."

uyudunuz mu Bay Anderson?

şu battaniyeyi dizlerinize örtmeme izin verin.

hayat her şeye rağmen

her

şeye

rağmen

güzel.

sevgi her şeyin üstesinden gelecek...

sizinle birgün aşktan söz etmeliyiz.

şimdilik hoşçakalın sizi aksi ihtiyar :)



10 Kasım 2012 Cumartesi

Çikolata

zaman zaman siz de hayatınız kontrolden çıkmış gibi hissediyor musunuz Bay Anderson?

noel zamanı yaklaştığında büyükannem Sherly hep şöyle derdi; "sevilmek içi dolu bir çikolata kutusu gibidir. arzularına kapılıp hepsini yemek istersen kusarsın."

anlayabiliyor musunuz Sevgili Bay Anderson ?

ben hep söz dinlemez bir çocuktum.

şöminenin yanındaki kutuda biraz zencefilli bisküvi ve ocakta sıcak kakao var.

tadını çıkarın..

mutlu noeller!