29 Ocak 2013 Salı

Can sıkıntısı

bu bir can sıkıntısı yazısıdır sevgili seyirci.

şu an ofiste yapacak bir işim olmaksızın boş beleş tabir edilen bir şekilde oturmaktayım.

pms kaynaklı olduğunu sandığım bir ruh kararması, can sıkılması, üzgünlük, kızgınlık tarzı hallenmeler içindeyim.

üstelik karnım ağrıyor.

kalbim de kırıkcana.

neden olduğunu da bilmiyorum.

birilerine bir kızıyorum beddualar ediyorum, bir affediyorum haklıydılar diyorum.

esasen genel olarak kendimi kimseye yakın hissetmiyorum.

belki de deliriyorum.

gerçi etrafta normal olan kimse de kalmadı.

delirdik.

iyi günler.

12 Ocak 2013 Cumartesi

adsız...

sonra bir gün bir doktor sanki dünyanın en normal şeyiymişcesine "kanser çok yayılmış, 3 ay yaşar en fazla" der.

sen anlamazsın. idrak edemezsin. bağlantı kuramazsın.

daha geçen güne kadar bir şeyi yoktu.

neden 3 ay sonra ölsün?

neden o?

neden kanser?

neden neden neden diye kafayı yersin.

elinden bir şey gelmez kafayı yersin.

elinden bir şey gelenler önemsemez kafayı yersin.

kızları pek de üzülmez kafayı yersin.

başkaları çok üzülmüş gibi yapar da sorumluluk almaya gelince kaçar gülersin.

başkalarını eleştirirken kıyasıya, hastanede onu görmeyi gözün yemez, ziyaretine gidemezsin.

sanki böyle bir şey yokmuş gibi hayatına devam edersin.

çok çok gülersin. çok çok eğlenirsin.

sıklıkla ölecek gibi hissedersin.

sonra yine güler etrafa neşe saçarsın.

etrafındaki herkesten nefret edersin.

sonra yine gider bir yerde eğlenirsin.

hepiniz defolup gidin.

hepimiz defolup gidelim aslında.

birbirimizi hiç anlamıyoruz...

birbirimizin yanında olamıyoruz...

10 Ocak 2013 Perşembe

Anısına...


"...ve sen sonunda bir gün çıkar gelirsin diye,
çok şeyin adı küçük yazıldı."

Cemal Süreya

8 Ocak 2013 Salı

Dipnot

büyük şeyler değil.

karlı bir akşam türlü zorluklardan sonra evimize varabilmenin huzuru var içimizde.

yemeğimizi yemiş salonumuza yayılmışız.

sen bir şeyler okurken ben öylesine mutfağa gidiyorum.

ikimize bol tarçınlı salep pişiriyorum sana duyurmadan.

sonra iki fincanla koşuyorum yanına.

ışıl ışıl bakıyorsun bana. "ne iyi gelir şimdi var ya" diyorsun.

sımsıkı kucaklayıp saçımdan öpüveriyorsun.

sonra ışıkları kapatıp benim çok sevdiğim o saçma sapan noel temalı filmlerimden birini açıyoruz. battaniyenin altında kucak kucağa izlemeye koyuluyoruz.

muhtemel ki sen böyle filmlere bayılmazsın. ama benim için izliyorsun.

ve yine muhtemel ki ben film bitmeden uyuyakalıyorum ama sen sonuna kadar izliyorsun.

"sırtımı kaşısana" diye mızıldanıyorum. iki kaşıyıp bir duruyorsun.

temelde mutlu olmak bu kadar basit.

basit şeylerin imkansız olması kanuna aykırı olmalıydı sevgilim..



4 Ocak 2013 Cuma

Dövme (vol2)

ilk heyecan geçipte gerçekleri görmeye başlayınca dövmenin istediğimden çok daha ince ve silik durduğunu farkettim.

hemen dövmeci arkadaşıma mesaj atttım üstünden geçsin düzeltsin diye.

adam başladı hık mık etmeye. sen fenalaştın yaparken diğerini, sağlığını riske atma bence, öyle kalsın cart curt.

ya dedim ne fenalaşması bittikten sonra içim fena oldu evet ama düşüp bayılmışlığım kendimden geçmişliğim yok, bir bardak su içip akabinde toparladım. 5 saniyelik bir olay.

yok diyor adam "sen bayılacaktın ben hissettim zor tuttun kendini." yahu ben kendime bile bile zarar verir miyim? bir şey olmaz bana işine bak sen dedim.

bu seferde demez mi ama bak dağılabilir dövmen, orda deri çok ince parçalanabilir 2 seferde, enfeksiyon da kapabilir zart zurt.

bunu söyleyen adam da dövmeyi yapmadan dövme 2 seansta yapılır ilkinde ana hat belirlenir sadece, o görüntüyü ciddiye alma diyen adam yani.

herif meğerse ruhsatsız çalıştığı için bana bir şey olursa hesabını veremez diye tırsıyormuş. bir de yazarken kaydırma yaptığı için hepten tırsmış.

korkmasını anlıyorum. ama bunu delikanlıca söylemek lazım. "ben beceremedim bu işi, heyecanlanıyorum da. sen başkasına yaptır bu işi, al bu da paranın %2o'si."

o parayı alacağımdan değil, ama sen bi işin içine sıçıp hakkını veremiyorsan kusura bakma tamahkar olmayacaksın.

neyse ben tabi bunların hepsini yüzüne söyleyince arkadaş kendisiyle alakalı başkalarına da bir şey söylerim de işleri kesilir diye korktu. arıyor beni nası geri vites yapıyor.

hemen düzetecekmiş, bana bir de bedelsiz dövme yapacakmış. ben çok değerli olduğum için sağlığım bozulacak diye korkmuş sadece falan filan.

elbetteki bu tavrı sonucu bırak dövmeyi yaptırmayı kapısından geçmem.

isim vermeyeceğim ama dövmemi yapan kişi bir ekşi sözlük yazarı. ekşi tattoo diye de bir stüdyosu var. bilen bilir. evet çok iyi biri ama aşırı amatör, stüdyosu inanılmaz pis, ve ortalıkta gezinen bir kedisi var. ki bence bir dövme stüdyosunda hayvanın işi olmamalı.

gelelim işin ikinci boyutuna.

dövmenin o soluk görüntüsü beni o kadar mutsuz ettiki, gözümü karartıp en iyi stüdyoyu bulmaya karar verdim. pazarsı neyse umrumda değildi. bu dövme düzelirse her şeye değecekti.

bilen bir sürü insana danıştım ve mekan hep aynı söylendi. taksim gate tattoo.

aldım randevuyu gittim.

bi kere çok sıcak, renkli, temiz ve profesyonel bir mekan. mekan sahibi tahsin adında yaşı olan bir adam. dövmeleri inanılmaz meşhur. dövme tutkunları adama tapıyor. ben gittiğimde de müthiş büyük bir dövme üstünde çalışıyordu.

beni öyle üzgün görünce baktı bileğime. olmamış evet ama biz bunu anında hallederiz dedi.

yardımcılarından barış'ı çağırdı. dövmeyi gösterdi ve beni ona emanet etti.

bu arada barış hayatımda gördüğüm en yakışıklı adamlardandı sanırım. cidden bakmaya doyulmayan cinsten bir adam. bunu da ayrı bir not olarak düşeyim.

yaklaşık bir 10 dakika kadar çalıştı. evet canım yandı. baya acıdı hatta. fakat bittiğinde gözlerime inanamadım.

dövme bambaşka bir hale gelmişti kalınlaşmış, belirginleşmiş, bir harfte meydana gelen kayma hatası düzeltilmiş. kusursuz görünüyor. beklentimin çok çok ötesinde.

yapılırken de kanadı, bittikten sonraki birkaç saatte.

şimdi gayet iyi. kabukları birkaç güne düşecek. gün geçtikçe güzelleşiyor.

temiz bakıyorum. nemli tutuyorum. hayran hayran seyrediyorum. başka biriyim ben artık.

inanılmaz bir his. bunu tarif edemiyorum. o kadar mutluyum ki ilk dövmecim 2. seansa hık mık ettiği için. yoksa burayı bulamazdım.

ilk yapıldığında güzel durduğunu düşünmüştüm evet fakat çok inceydi, kalemle yazılmış gibi. benim istediğim görüntü ise tam olarak buymuş. yapıldıktan sonra anladım.

bu işe meylediyorsanız ama iyi araştırın derim. ve gate tattoo işin en iyilerinden bunu unutmayın :)