30 Ağustos 2013 Cuma

Hayalet

özlem sadece birine duyulmuyor işte.

ben bazen bir yeri de çok özleyebiliyorum.

ne zaman huzura ihtiyacım olsa aklım şarköy'e kaçıyor.

hani uzun zaman üstüne kasabaya ilk ayak bastığım o an,

meraklı gözlerle etrafa bakıp bir şeyler değişmiş mi diye anlamaya çalıştığım o an.

deniz kokan havasını derin derin soluduğum o an.

açıklayamadığım bir şekilde dolan gözlerime mukayet olmaya çalıştığım o an.

ya sen hiç bir sokağı özledin mi?

hiç bir kaldırım taşını, duvar briketini özledin mi?

köşedeki üzüm asmasını, seyrek yapraklı incir ağacını.

yol kenarındaki marketi.

sokak lambalarını özledin mi hiç?

sinek arabalarını.

çatal bıçak seslerini özledin mi?

hani desem orada çatal bıçak sesleri bile daha bir melodik, iyice delirmiş der misin bana?

yerin sıcaklığını daha çok hissedeyim, ayağıma kumlar yapışsın diye geceleri hep yalınayak dolaştım.

o hissi unutmamak istedim. aylar sonra özlediğimde tabanlarımdaki o sıcaklığı düşünebilirdim mesela.

bir şey daha olurdu orayla benim aramda. bize özel.

açıklayamadığım bir şeyler var.

bu yaz oradayken gözümü hep yola dikip sevdiğim adamın gelmesini bekledim.

çünkü güzel şeyler ancak orada olurdu. 

gelmedi ama gelebilirdi de.

daha evvel gelmişti.

aynı yollarda yürümüştük.

bir daha yürüdüm.

zamanın birinde oradan sarmaş dolaş geçen bizi gördüm.

zamanın birinde biz orada mutluyduk..

insanların hep mutlu olduğu bir zaman dilimi vardı. o hep başka yerlerde akıyordu.

ben görmüyordum ama emindim. hissediyordum.

oradayken mutlu olduğum zamanları yaşıyordum.

ve yine bir gün orada mutlu olacağımı biliyorum.

içimden çıkmaya çalışan o yeni kadın gelecek zamanların birinde yine mutlu mesut gezinecek orada.

fısıldadı kulağıma. uzun sürmeyecek dedi.

nasıl dayanıyoruz sanıyorsun mutsuzluklara.

ve o mutlu kadın oralarda gezerken geçmişte kalan üzgün hayaleti görüp fısıldayacak kulağına.

üzülme. uzun sürmeyecek.

uzun sürmeyecek.

uzun sürmeyecek.





26 Ağustos 2013 Pazartesi

Ada

nazan öncel'in "gidelim buralardan" şarkısı beni çok ağlatıyor.

bende

bir

resmin

var

yüzüme

bakmıyor..

ki yine haklıydı.

bir ihtimal daha vardı,

felaket oldu...

cuma günü gidiyorum..

22 Ağustos 2013 Perşembe

Kırmızı

ve ne kadar çok istersen iste, iste, iste

eğer sevmiyorsa,

gökyüzü kırmızı olsun diye dilemekten farksızdır...

21 Ağustos 2013 Çarşamba

Anlatmam lazım

insanların acılarına şahit olmaktan rahatsızım.

kendi acılarımdan değil belki.

ama insanların acılarından fevkalede rahatsızım.

gökyüzünü izlemek için balkona çıkıyorum geceleri. belki de bu ülkede izlediğim son gökyüzü onlar.

yine çıkıyorum

karşı balkonda bir kızla göz göze geliyoruz.

elini tutuyor birileri, gözleri kan çanağı.

"babam yok artık" diyor.

"babamı geri istiyorum." diyor.

sabah denize gitmişler babasıyla, deniz yutuvermiş babasını sonra da geri getirmiş cansız bedenini.

ah..

insanların acılarına şahit olmaktan rahatsızım.

hep söylüyorum.

bu dünyada çok acı var.

bana ait olmayanlar beni çok daha fazla üzüyor.

hadi diyorum ben çekerim bir şekilde ama o?

insanlar anne babalarını kaybetmemeli.

kendi babam geliyor aklıma.

hemen ağlamaya başlıyorum fikrine.

o'nun annesi. durun ben ona da ağlarım o'nun yerine.

geçen gün bir köpek gördüm sokakta.

çok yorgun ve açtı. tir tir titriyordu. eve koştum köfte buldum dolapta.

yedirdim ona.

ama hep korktu benden. sevmeme izin vermedi.

yaklaştıkça ben titredi.

cinsdaşlarım belli ki ona hep kötü davranmıştı.

ne kötü.

siz sokak hayvanlarına neden kötü davranıyorsunuz?

onlara çok yazık değil mi?

hayvanların acılarına şahit olmaktan da çok rahatsızım.

bazen yorgun hissediyorum. erken uyuyorum.

ben genelde acılarımı yazılarda yaşıyor, hayata yansıtmıyorum.

ben aslında çok gülüyorum.

sesli gülüyorum.

"belki de bu kadar gülmemelisin" diyor bana.

"gülmek ne zamandan beri kötü bir şey yahu??" diyorum.

"arkasına gizlenenleri gördüğümden beri" diyor.

off bazısı ne çok biliyor.

karanlık yazıyorum.

karanlık yaşamak için fazla gururluyum.

benim mutsuz olmama izin verdiğim tek yer karman çorman cümlelerim.

biliyor musun bana hep " bu kadar enerjik ve neşeli olmanın sırrı ne?" diyorlar.

ha ha!

hayat sürprizlerle dolu.

bu yazıdan ayrılırken seni bir yere götürmeme izin ver.

başlığa tıkla.


20 Ağustos 2013 Salı

Nature Boy

There was a boy
A very strange enchanted boy
They say he wandered very far, very far
Over land and sea
A little shy and sad of eye
But very wise was he
And then one day
One magic day he passed my way
And as we spoke of many things
Fools and kings
This he said to me
"The greatest thing you'll ever learn
Is just to love and be loved in return.."

4 Ağustos 2013 Pazar

Özgür

yazmak istiyorum.

duygularım çok yoğunken yazmak istiyorum.

çünkü eğer o an yazmazsam sıcaklığını yitiren duygular kelimelere dönüşebilme sihrini kaybediyor.

çok yoğunum. 

yazmak istiyorum. 

isteyip de yazamadığım her şey içimde birikiyor.

zehirliyor beni.

bu dünyada çok acı var.

görebiliyorum.

bana ait olmayanları da çok canımı acıtıyor bazen.

şimdi yazmak istiyorum.

bu duygu beni ezip geçmeden yazmak istiyorum.

yapamıyorum.

savaşçı özelliği yazabilmek olan süper kahramanınız bugün gücünü yitirmiş görünüyor.

yazamıyorum.

ıspanak çözüm değil.

beni alt etmesine izin vereceğim.