25 Eylül 2013 Çarşamba

Diyorum ki;

Mazhar Alanson konserine götür beni.

"ah bu ben" çalarken omzunda ağlamama izin ver.

sonra beni sevdiğini söyle.

bu sefer inandırmak için söyle.

inanmaya hazırım, söyle..

biliyor musun? bu şarkıyı bana yazdı...



24 Eylül 2013 Salı

Afrika'dan

benim her duruma uygun şarkılarım var. mesela ayrılık için başka, kavuşmak için başka, mutluyken başka, nispetliyken başka. o'nlar hep hayatımın arka planında çalıp duruyor. ve evet sadece ben duyuyorum.

bakın " müziğin sesini duymayanlar dansedenleri deli sanıyor." duymuyorlar. sadece benim bildiğim şeyler bana kendimi özel hissettirmekten ziyade, dünyayla benim aramda sıkışmış koca bir balon gibi içimi sıkıyor. göğsümü darlıyor.

mutsuz olmamı ister gibi bir halleri var insanların. "mutsuzsun ama mutluymuş gibi davranıyorsun" diyorlar.
çocuklar buna emin olun ki kimse sonsuza kadar mutsuz kalamaz. ruh hallerime isim takmaktan yorgunum. böyle biriyim ve öyle kalacak.

beni esasen içimde kalanlar boğuyor. söyleyemedikçe düşündüklerimi kilo alıyorum mesela. hayır bu yemekten değil. içimde kalan düşünceler şişiyor. 

ne zaman o telefonu alıp biriyle yüzleşmeye kalksam, bir engel beni durduruyor. hep yaptığıma değecek mi diye düşünmekten bir hal oluyorum. doğrusu ben lütuf görüyorum bazen yüzleşmelerimi. 

kendimi frenlemekten beynim patinaj izleriyle dolu.

omuzlarından yakalayıp silkeleye silkeleye "ya bi dur amına koyayım konuşmadığımız şeyler var" demek istiyorum.

sonra beni omuzlarımdan yakalayıp "yapma onlar susula susula çoktan çürüdüler. ölüyü diriltme" diyorlar.

sonra cemal süreya çıkıyor sahneye, ben susuyorum..

Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna
 diziyorlar
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil...

17 Eylül 2013 Salı

İçimizdeki Şeytan

"Bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen de hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret falan değil. İnsanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile. Sadece bir yalnızlık ihtiyacı. Öyle günlerim oluyor ki, etrafımda küçük bir hareket, en hafif bir ses bile istemiyorum. Taşıp dökülecek kadar kendi kendimi doyurduğumu hissediyorum. Kafamda hiçbir şeyle değişilmesi mümkün olmayan muazzam hayaller, bana her şeylerden daha kuvvetli görünen fikirler birbirini kovalıyor. Fakat sonra birdenbire etrafımda bana yakın birini arıyorum. Bütün bu beynimden geçen şeyleri teker teker uzun uzun anlatacak birini. O zaman ne kadar hazin bir hal aldığımı tasavvur edemezsiniz. Kış günü sokağa atılmış üç günlük bir kedi yavrusu gibi kendimi zavallı hissediyorum. Odamdaki duvarlar birdenbire büyüyüveriyor. Pencerelerin dışındaki şehir ve hayat bir anda, insanı içinde boğacak kadar kudretli ve geniş oluyor.. Zannediyorum ki, tasavvuru bile baş döndüren bir süratle hiç durmadan koşup giden bu hayat ve bir avuç toprağın bile doğru dürüst esrarına varamadığımız bu karmaşık dünya beni bir buğday tanesi, bir karınca gibi ezip geçiverecek.. Böyle acz içindeyken odamda her şey bana küçüklüğümü ve zavallılığımı haykırıyor. Sokağa fırlıyorum. Bir tek çehre görsem de yanında yürüsem, hiç ses çıkarmadan yürüsem diyorum."

Sabahattin Ali

5 Eylül 2013 Perşembe

Umarım

ben bazen çok saçma sapan şeyler yazıyorum.

bana alınmıyorsunuz ya?