1 Temmuz 2014 Salı

Yanındaki Var ya

"benimle uzun yola çık" demişti. çıktım. yanyana bir arabada gecenin karanlığında yol almaya başladık. her yer kapkaranlıktı. fazlaca araba bile yoktu. zaman zaman sadece bizim farımız. o'na baktığımda güzel profilini sadece bir silüet gibi görüyordum. ama kalp ritmim yavaştı. huzurluydum. "bu bir işaret mi Allah'ım" dedim içimden gülerek. o an göz ucuyla bana baktı. elini uzattı elimi tuttu. çekmedim. derin bir nefes aldı. derin bir nefes verdim. radyoyu açtı...

2004 senesinin haziran ayındayız. 18 yaşıma yeni girmişim. çekingenliğim ve meslek seçimindeki kararsızlığımdan olsa gerek babam beni yakın bir arkadaşının organizasyon ekibinde işe soktu. ilk organizasyonumuz Antalya'da bir kongre. hepsi benden en az 10 yaş büyük. bebekleri gibiyim.
yolculuk başladı. ailemden ilk kez ayrılıyorum. ilk iş tecrübem. sevmedim kaçıyorum deme ihtimalim yok 700 kilometre koyuyorum şehrimle arama. akşam 9'da başlayan yolcululuğun üstünden saatler geçti. herkes uyudu. discman'ime bir Hande Yener albümü koydum. dinlerken içim geçiyor hissediyorum. derken aniden uyanıyorum. "yanındaki var ya ben olmalıydım" sözünü seçiyorum şarkıdan. etkileyici bir melodisi var. zerre aşk acısı çekmiyor olmama rağmen seyahat yastığıma kapanıp hüngür hüngür ağlıyorum şarkıda. yol kapkaranlık. bir gün bu şarkıda ağlamama değecek diyorum kendi kendime ani bir zihin açıklığıyla..

radyo açılıyor. tanıdık siren sesleriyle dolu melodi dolduruyor arabayı. bir anda 10 sene öncesine gidiyorum sanki. o otobüste, o karanlık yolda tanımadığım insanlarlayım. irkilerek etrafıma bakıyorum. eli elimde olan adama. derken yine aynı ses 10 sene öncesindeki berraklığıyla aynı cümleyi söylüyor. "yanımdaki varya sen olmalıydın.." ben 10 yaş daha yaşlıyım.saçımda 1-2 tel beyaz belirdi bile. ama biliyorum. o gece aslında bu gece. ben o gece bu gece için ağlamışım. bir damla yaş akmıyor gözümden. sadece boğuk bir hıçkırık sesi.
elini çekiyor yavaşça. eliyle hafifçe direksiyona vuruyor. yavaşça kenara çekiyor. dünyanın en anlayışlı ve en şanssız adamı. bir süre sessizce oturuyoruz. dönelim o halde diyor. sinyal veriyor. ben gözümü kapıyorum. hepsi bu..

daha öncede sevmiştim. bu son değil. biliyorum ummak istiyorum... her deneme hayal kırıklığı olsa da vazgeçmeyeceğim. tıpkı senin gibi. sahi kaç kişiyi sevdin benden sonra?

biliyorum. zamanla anlayacaksın. geçmiş zamanla. bizim zamanımız yoka karıştığında. biliyorum dönemeyeceğimi.

o yüzden, objektifim hala sana odaklıyken son kez gülümse, çekiyorum..