28 Haziran 2017 Çarşamba

Özür

hayatımda belki de bana en çok değer veren, en samimi, en dürüst, en saf, en güzel insanı kırdım.

öküz gibi, sonunu hiç düşünmeden öfkeme kurban ettim.

ve gitti. arkasına bakmadan. öylece çıkardı beni hayatından.

haklıydı üstelik.

zaten yara bere içinde olan o güzel kalbi nasıl kırabildim en çok ona kızıyorum galiba.

o'nu bu kadar özleyeceğimi hiç tahmin etmezdim. hayatımda temiz ve dürüst kalabilmiş tek dostumun o olduğunu şimdi şimdi anlıyorum.

beni nasıl içten sevdiğini düşündükçe kendimi yerlere atasım geliyor.

bir kış gecesiydi ayın sonları. ikimiz de parasızdık. buluştuk. amy belgeseli çıkmış dvd olarak. arşivciyimdir. amy winehouse ise aşık olduğum tek kadın. bir de oscar törenine damga vurmuş mad max fury road var. kitapçı gezdik. dvd delisiyiz ya reyonlarda saatler geçirdik. o bir şeyler beğendi. ben amy ve mad max'e kitlenmiş vaziyetteyim. benim cebimde 20 lira civarı bir para, onda da 50. bunun içine eve gidecek minibüs parası da dahil. ben dayanamadım 9 liraya bir kitap aldım. o ara o da bir şeyler aldı. çıktık. pakedi bana uzattı. içinde o istediğim iki dvd. son 50 lirasını benim 2-3 gün sonra maaş alınca alabileceğim dvd'ye basmış düşünmeden. minibüs parasını bile ayırmamış. sarılıştık. "eve mutlu git istiyorum" dedi. ayrıldık. neden sonra aklıma geldi "eve nasıl dönecek" dedim. nasıl da akıl edemedim bunu önceden. aradım. yürümüş. "zaten yürümek istiyordum birtanem üzülme" dedi. kış soğuğu gecenin körü yürümek istiyormuş :) deli..

neyse işte. böbreğini vermiş gibi dramatize ettim biliyorum ama böbreğini çıkarıp verse o kadar sevinmezdim belki. ilk kez bir dostumun benim sahiden mutlu olmamı önemsediğini anlamıştım.

sonrası malum. kırdım onu. bana yaptığı çocukça bir şakayı kaldıramadım. neden bilmiyorum öfkeliydim o günlerde. kötü sözler söyledim. çok kötü sözler. arkasından hem de. duymuş.

sitem etmedi bana. sadece yok oldu. hiçbir yerden ulaşamadım. araya kimleri soktum cevap dahi vermedi. başka başka telefonlardan mesaj attıkça engelledi. maillerimi görmezden geldi.

kapısına dayansaydım?

bilmem. o kadarını da yapamadım. bu derece kırgınken bana gözlerinde görmeye alıştığım şefkatin yerine öfke görme ihtimalinden korktum. beni kovmasından. yine öfke krizine girip o'nu tekrar kırmaktan. ben buydum çünkü. gurur abidesi. öfkesini kontrol edemeyen bir ayarsız.

sonra bir dönem kızdım. "bu kadar abartacak ne yaptım" dedim. "o zaten beni sevmiyormuş" dedim. suçu o'na attım yine.

şimdi anlıyorum ki insanı en çok en sevdiği kırabiliyor. ben haksız olduğum halde beni kırmasından korkarken, o sebepsiz yaralarıma hedef oldu.

sevgili dostum. beni affetme. ben böyleyim işte. kaybetmekten korkup hiçbir şeye sahip olmaya cesaret edemeyen anlaşılmaz bir mahlukum. çok yaralanmış ve bir daha aynı yerden yaralanırsa aklını kaybedeceğini düşünen korkak bir kadınım. yardım istemeyi, şefkat beklemeyi, ihtiyacım var demeyi zayıflık sayıp kendi kendime yetmeye çalışmaktan duyguları bir damperli kamyonunki kadar körleşmiş bir kadınım.

affetme beni. haksız değilsin.

ama sana ihtiyacım var yudum. hayat boyu sana hep ihtiyacım olacak. bunu da bil.

seni çok seviyorum..